basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sonumuzu Bilemeden, Başka Mutlu Sonlar İzliyoruz

Dün Kayseri’de, geçen sezonun final-four serisi devam ediyormuşçasına maç izledik. Aynı heyecan, aynı hırs, aynı atmosfer… Fenerbahçe Türkiye Kupası yorgunluğunu yaşarken, Galatasaray hem Euroleague, hem Türkiye Kupası yorgunluğunu beraber yaşıyordu.

Bu yorgunluk saha içine de yansıyınca, maç içinde bir çok kez kırılma noktaları, oyunda ciddi seyir değişimleri yaşandı. İki uzatmaya giderek uzun süre unutulmayacak bir kupa finali olan Cumhurbaşkanlığı Kupası maçında galip gelen Galatasaray oldu. Oktay Mahmuti ile beraber 3 yıllık bir planlama ile tekrar kalkınmayı hedefleyen Galatasaray, kalkınmayı çoktan geçti. Artık Türkiye basketbolunda en tepeye yerleştiler. Lig finali oynayan ve Cumhurbaşkanlığı Kupası kazanan Galatasaray, bunla yetinmeyecek gibi duruyor. Artık onlar için ilk hedef ligde geçen sene koydukları çıtanın üstüne çıkmak ve Euroleague’de TOP 16 hedefi.

Beşiktaş olarak çok fazla şeyler çıkartmamız lazım bu finalden. Kadro yapılanmaları, taraftar, organizasyon, hedefler vs. Çok gerideyiz şu anda. En basitinden, bugün D-Will ve Semih Erden lokavt süresince buradalar ve kadro iki ismi çıkarttığınızda ligin sıradan bir takımından farklı değil. Dün sahada yer alan Galatasaray’da ise Zaza takımın temel parçası konumunda değildi. Tabiî ki takıma çok kısa süre önce katılması, sisteme tam olarak oturmaması bunların etkisinde ama Galatasaray eksikliğini hissetmeden sahada mücadele etti ve kupayı kazanma başarısı gösterdi. Lokavt bittiğinde Galatasaray, Zaza’dan aldığı performans yanına kalmış olurken, yoluna aynen, eksiksiz ve tam kadro olarak devam edecek.

Fenerbahçe ise artık her şey sistematik olarak ilerliyor. Kulüp olarak yaşadıklarından sonra toparlanması çok zor bir noktaya geldiler. Belki yaşananları başka bir kulüp yaşasa, şu an basketbol takımı çok farklı noktada olabilirdi. Ancak o kadar sağlam temeller üzerine oturtulmuş bir takım ve organizasyon varki, en büyük krizlerde bile küçük hasarlar ile çıkabilmeyi başardılar. Tabi bu yaşananlarda, Basketbol Şubesi’ni futboldan olabildiğince ayrı yönetmenin başarısı da göz ardı edilemez.

Ortada çok açık bir şey var ki, Fenerbahçe ve Galatasaray basketbol olarak fazlasıyla büyüdüler. Galatasaray kimsenin tahmin etmediği şekilde ayağa kalktı ve Efes’in Türkiye basketbolunda ki tahtına adaylar. Her iki takımında gelecek seneki ortalamalarını tahmin ederken, Beşiktaş’ın iki hafta sonrasını bilemeyecek durumdayız. Nereye gittiğimizi bilmediğimiz bir yerde, yanımızdan gelip geçenleri seyrediyoruz. Ve bizi durdurup, arkamızdan destek verip, geri dönmemizi sağlayacak tek bir kişi bile yok.

Elin Oğlu Çalışıyor

Biz basketbolda oyuncu seçimini bile yapamazken, Barcelona Palau Blaugrana'nın parkelerinde yer alacak dansçı kızlar için seçmelerinin başlayacağını duyurmuş. Basketbolun başlı başına nasıl bir organizasyona sahip olmasının gereğinin kanıtı belkide Barcelona. Yapılacak seçmeler içinde özel bir tanıtım videosu hazırlanmış.

Ne Rüya Takım Ama!

Dexia Mons mağlubiyetiyle, EuroCup’a veda eden ve belki de daha önce defalarca söylediğimiz gibi çöküşün n büyük adımını atan Beşiktaş’ın bazı kişilerin elinde oyuncak olduğu aşikar. Yaz boyunca Beşiktaş, var olduğu zamandan bu yana belki de en çok spekülasyon yaşadığı transfer dönemi geçirdi. Menajerler ve onların çıkarlarını, kendi çıkarlarına dönüştürmek isteyen kişiler tarafından sosyal medya hesapları üzerinde yaratılan suni günden, hedef göstermeler, süreci değiştirmeler fazlasıyla görüldü.

Tabi bu durumundan en çok Beşiktaş zarar görürken, taraftarın gözü boyandı, 2 liralık oyuncular 4 liraya imza attı. Menajerler alacaklarını kapadı, yardım edenlerde cebindeki boşluğu.

Serencebey ve BjkBasket yazarlarından Hürol Yöney, Beşiktaş’ın bütün yaz boyunca transfer gündemini ele almış. Tabi başkalarının kendi elleriyle yarattığı gündem.

“Rüzgar gibi, gelmeleri ve gitmeleri (!) bir oldu bu yıldızların.
Andre Smith, Benjamin Eze, Charles Smith, Judson Wallace, Vladimir Golubovic, Vince Carter, Corey Maggette, Zaza Pachulia, Ersan İlyasova, Hido Türkoğlu, Mehmet Okur, Cemal Nalga, Caner Ercan, Ersin Görkem, Evren Büker, Nedim Yücel, Ali Karadeniz (Wright), Renaldas Seubutis, Kaspars Kambala, Erkan Veyseloğlu, Yunus Çankaya, Ömer Aşık, Will McDonald, Daniel Ewing, Jamal Crawford, Carlos Delfino, Kobe Bryant, Anthony Parker, Joel Freeland, Milko Bjelica, Reha Öz, Pero Antic, Tarıq Kirksay, Kevin Durant, Matjaz Smodis, Donatas Motiejunas, Mario Kasun, Kyrylo Fesenko.
Evet yanlış görümüyorsunuz yukarıda yazılan isimler yaz boyu transfer döneminde takımla ilişkilerindirildi. Kırka yakın isim ve ne kadar mükemmel bir skala değil mi ? Kobe ve Durant’dan tutun da milli takımın yıldızlarına kadar her isim var bir rüya takım gibi,  hayal dünyasında; lig ve Avrupa şampiyonu olmuşuz biz, gerçek Dünya neyimize! Sosyal medyadan yapılan umut tacirliği bunu kullanmak isteyen, gırtlağına kadar populizmin esiri olmuş ve Beşiktaş’ı kullanan oluşumlar. İşte sonucu bu hafta görüldü, ezeli rakibinin Euro Lige katılmasının ertesinde Beşiktaş üç numaralı kupa Euro Challenge’ın yolunu tutmuştur.
Temmuz ortasından beri adeta geliyorum diyen tabloyu sıkça dile getirmeye başlayanlara, aşırı karamsar veya pesimist yakıştırması yapıldı ve insanları olabilecekleri öngürmesi büyük bir dezenformasyonla engellendi. Hatta bu noktada Orkun Çolakoğlu’nu şahsım adına kutluyorum. Yaz boyu kontrat feshine zorlanması için sürekli idman yaptırılan Bekir, Cüneyt ve Serhat hadisesini şubenin yüzüne inatla vurmaya devam etti ve başkaları gibi kafasını kuma gömmedi.
Tüm bu olanlara ek olarak yaşadıklarım ve gördüklerim şunu net olarak göstermiştir ki başıboş kalan bir kulüp transfer döneminde menajerlerin elinde oyuncak olur ki, ligimizde bir çok takımın kuruluş aşamasında artık oyun sisteminin en son düşünülen şey olduğu çok ama çok net gözler önüne serilmiştir. Neticede buna çanak tutan herkesin Beşiktaş’a verdiği zararın boyutları Dexia yenilgisinden de çok ama çok daha büyüktür. Ne kötüdür ki bu kötü durumun mesulu olanlar 2-3 gün için sessizliğe bürünecek olayın sıcaklığının geçmesini bekleyip sonra tekrar hiç bir şey olmamış gibi ortaya çıkacaklardır.
İşin taraftar kısmına gelince görünen o ki yönetim interneti oldukça iyi kullanıp kitleleri gayet güzel bir şekilde manipule edebiliyor ve hedef gösterdiği kişileri taraftar ve kamuoyunun linç etmesine sebebiyet verecek kadar ortamı kaşıyor. Koçluklarını sonuna kadar eleştirebilirsiniz ama kulübünün ekonomik şartlarını her zaman koruyan insanların kulüpten gidiş arifesindeki taraftarın takındığı tutum, vefa ve teşekkür kültürünün yozlaşma sonucu tamamen kaybolması mevcut tabloyu hazırlamıştır. O yüzden Dexia Mons’a elenmek üzülerek söylüyorum ki bir hakediştir.

BjkBasket.com/Hürol Yöney  ”

Yönetmek İçin Zeka Gerek

Deron Williams transferi, Türk oyuncu rotasyonunun sıfıra yakın olması, eldeki oyuncuların kaybı, sponsor sorunu, takımın Ağustos ayında kurulması… Bütün bunları açık açık görürken, herkesi uyarmaya çalıştığımız bir ortamda “Nankör” ilan edildik. Demirören’nin fedakarlığını, yıldızlarla dolu kadroya sahip olduğumuzu, Dünya’nın bizi konuştuğunu söylediler. Ancak bizim söylediklerimiz onlara göre safsata idi. Dün yaşananlarda sonra ne kadar haklı korkulara sahip olduğumuzu, acı olsa da öğrenmiş olduk.

Beşiktaş Basketbol Şubesi, dün gece yaşananlardan sonra tarihinde ki en kara geceyi yaşamıştır. Bu kanı, kaybedilen bir maç üzerine oluşmadı. Dün sahada Beşiktaş’ın tamamen yok olduğuna gözlerimiz ile şahit olduk. Bütün yaz boyunca, Beşiktaş ile alakalı kafamızdaki kuşkular, yüreğimizdeki korkuların gerçekleştiğini gördük. En tepede alınan Basketbol Şubesi, o günden bu yana kademeli olarak dibe vurmaya başlamıştı ve bugün artık en dipteyiz.

Beşiktaş dün sadece bir maç kaybetmedi. Her takım benzer şekilde sonuçlar alabilir. Dünya’da dün geceki maçın milyon tane benzerini bulabilirsiniz. Ancak Beşiktaş dün tam anlamıyla beyaz bayrağı çekti. Beşiktaş için bu sene son fırsattı her şeyi yola koyulabilmek açısından. Ancak yaşanan sıkıntılar, sorumsuzlukla birleşince bataklığın dibine doğru yol almaya başladık. Dün ise en büyük adımı da atmış olduk. Beşiktaş Basketbol Şubesi artık yamanarak kapatılacak çatlaklara sahip değil. Beşiktaş için en baştan bazı şeylerin yapılması lazım, en temelinden başlayarak.

Basketbol planlamanın en kusursuz şekilde yapılması gerektiği bir spor dalı belki de. Taşları yerine doğru oturtmanın dışında, devamlı olması içinde altını sağlam bir şekilde doldurmanız gerekli. Bunun ne kadar doğru olduğunu da 2 yıl içinde Galatasaray ve Beşiktaş’ın geldikleri noktaları birbirleri ile kıyaslamak yetecektir. Sadece basit bir gözlem bile her şeyi anlatmaya yeterli.

Galatasaray, az bütçe ile maksimum verim almaya çalıştıkları bir kadro kurdu. Asla büyük başarılar ile kendi taraftarlarını kandırmadılar. Takımın başına ise disiplinli, sistemli Oktay Mahmuti’yi getirdiler. Galatasaray, sezon içinde takım olarak büyüdü. Her galibiyette onlara inanlar arttı ve sonucu Abdi İpekçi’de oynanan final karşılaşmalarında gördük.

Euroleague’e katılım hakkını elde etmiş Galatasaray, büyük paralar harcayarak, yıldız isimleri kadrolarına katabilirlerdi. Ancak onlar sistem içine oturabilecek, Avrupa basketbolunun iyi isimlerini kadroya dahil etmeyi tercih etti. Karşıyaka’dan Furkan Aldemir, Avrupa ve NBA’in önemli isimlerinden Songalia ve Barcelona’dan Lakoviç. Hiç biri D_Will kadar star, kariyerli değil. Ancak ne yazık ki, basketbol sadece yıldızlar ile oynanmıyor. Tıpkı futbolunda sadece yıldızlar ile oynanmadığı gibi. Bugün baktığınızda Galatasaray’ın transferinin en pahalısı Lakoviç, bedeli 1 Milyon Dolar. Beşiktaş ise 3,5 Milyon Dolar’a Deron Williams’ı kadrosuna katmış. Galatasaray hiç küçümsenmeyecek rakipler ile oynadığı 3 maç sonrasında Euroleague katılma hakkı elde ederken, Beşiktaş Dexia Mons karşısında elendi. D-Will Ocak ayında takımı terk edecek olmasına rağmen Beşiktaş kadroyu onun üzerine kurdu, Lakoviç belki seneye de takımda kalacak ve en önemli parça olacak. Buna karşın Beşiktaş, lokavt sonrası gideceklerin yerine Ocak ayından itibaren oyuncu bulmaya çalışacak. Yeni oyuncular, yeni sistem ve belki de yeni coach arayışına girecek. Galatasaray’ın mevcut kadrosunu koruyup, sadece birkaç takviye ile Euroleague’te bir üst turu arayabilecek fırsatı olacak. Ve en önemlisi Galatasaray seneye Euroleague’de yer bulacakken, Beşiktaş EuroCup’a bile giremeyecek.


Bir organizasyonu yönetmek, takım oluşturmak başarıya gitmek için para en önemli etkendir. Ancak bir spor organizasyonu yönetmek için akıl ve zekada gereklidir.

Başarıya "izin" verilecek mi?

Semih Erden – Beşiktaş teması uzun süreden beri mevcuttu.Zaman içinde işin maddi bölümü ve birkaç nedenlerden dolayı uzaklaşıldı. Ancak piyasada yüksek performans verebilecek uzun kalmaması, olanlarında maddi anlamda büyük külfet yaratması yada Beşiktaş’a gelmemesi, rotayı tekrar Semih Erden’e çevirdi. Son 3-4 günden beri yapılan temaslardan sonra Semih Erden, lokavt süresince kendini Beşiktaşlı yapan sözleşmeye imza attı. Bu hamleye tekrar sıcak bakılmasına neden; oyuncular ve NBA yönetimi arasında ki iplerin tekrar gerilmesi. Lokavt en azından Ocak ayına kadar sürecek, şu an itibari ile bu garanti. Eğer yeni çözüm önerileri gelmezse, sezon sonuna kadar sürebilecek gibi duruyor.

Beşiktaş açısından olaya bakmak gerekirse Beşiktaş kağıt üzerinde ortalamanın üstünde bir takıma sahip. Ama Beşiktaş’ın “ izin” verdiği ölçüde… Sezon içerisinde ödenemeyecek paralar, lokavtın Ocak ayında bitme olasılığı vs. Beşiktaş için kadrodan daha önemli soru işaretleri mevcutken, kadroya yapılan takviyeler, eksikler hakkında konuşmak oldukça güç.

Beşiktaş’ın hamle yapmayacağını Ergin Ataman, her zamanki gibi twitter hesabından açıkladı. Buradan yola çıkarak söylemek gerekirse, bir yabancı hakkını lokavta göre veya takımın performansına göre sezon arasında kullanacak. Tabi bütçe, yönetim vb. sıkıntılar olmazsa…

Makedon Efsanesi

Yıllar boyunca Dünya Kupası’na katılamamanın sonuncuda Brezilya takımını, kupadaki ‘’Milli Takımı’’ yapan bir ülkenin insanlarıyız. Hal böyle olunca Eurobasket2011’e erken veda eden Milli Takım yerine tutacak bir takım bulmak zor değildi. Hem tarihsel, hem de sahada verdikleri mücadele ve mazlumun yanında olma psikolojisi Makedonya Basketbol Takımı’na Türk desteğini fazlasıyla arttı.

Makedonlar ise bunun karşılığını yanlarında olan herkese fazlasıyla vermeye devam ediyor. Bu büyük başarının mimari Amerikalı Bo Mccalebb olsa bile, o artık Büyük İskender’in de önüne geçmiş bir halk kahramanı

Karadağ yenilgisi ile başlayan turnuva mücadelesi, Makedonlar adına sürekli artış gösteren bir performans ile ilerledi. Bunun en üst seviyesini ise dün oynanan Litvanya maçında yaşadık. Antic ve Smardziski’nin erken 2 faul almasın sonunda Litvanya’nın boyalı alan etkinliğini arttırmasına rağmen, Makedonya maç boyunca kendi temposuna uydurdu maçı. Son anlarda 3 sayılık atış yüzdeleri çok kötü olmasına rağmen başa baş girilen son 30 saniye ise tek başına bir maç gibiydi. Son 30 saniyeyi iyi değerlendiremeyen Makedonya, Songalia’nın verdiği ikinci şans ile İlievski’nin hayat öpücüğü takımı öne geçirdi ve Makedonya bugün yarı finalde.

Yarı final mücadelesinde İspanya karşısında yer alacak Makedonya’dan kimse galibiyet beklemiyor ve Makedonya sahada kaybetse bile, yine Türklerin tek tesellisi olan ‘’ Gönüllerin Şampiyonu’’ apoletini almış olacaklar.

Şov Kısa Sürdü

Beşiktaş Erkek Basketbol Takımı, sezonu büyük eksikliklerle açtı. D_Will transferi ve Kobe hamlesi ile medyada gündem olan Beşiktaş, artık yaptığı veya yapacağı transferle değil ödenmeyen paralar ile gündeme geliyor.

Henüz lig maçları başlamamasına rağmen gazete sayfalarında yer alan haberler, Şeref Yalçın tarafından yalanlamasına rağmen birçok oyuncunun kulübü icraya verdiği biliniyor.

Beşiktaş’ta, maddi sıkıntıların yanında kadro belirsizliği de takımı fazlasıyla etkiliyor. Ergin Ataman, sosyal medya hesaplarından taraftara mesajlar yollasa da, Beşiktaş’ın kadrosunu inceleyenler her şeyin farkında. Rakipleri Temmuz ayının sonunda transferleri bitirip, sezonu rahatlıkla açmalarına rağmen, Eylül ayının ortalarına yaklaştığımız şu günlerde kadroya yapılacak transferlerde sürekli sorun yaşanıyor. Bu sorunlar nedeniyle hazırlık kampına tam olarak başlanılamaması, mevcut oyuncuların ritim yakalamasına ve rakiplerin seviyesine çıkılmasına engel oluyor.

D-Will, Ersin Dağlı, Barış Hersek, Can Akın, Adem Ören ve Mehmet Yağmur’u kadrosuna katan Beşiktaş’ın, 4-5 numaralı pozisyonlara yapacağı takviyeler hala netleşmiş değil. Zoran Erceg ve Petravicius isimleri yüksek sesle söylenmesine rağmen Petravicius’un yaşadığı sağlık problemleri bu oyuncudan vazgeçilmesine neden oldu. Erceg için ise şu an beklenilmekte. Olympiakos ile yaşadığı sorunlar sonrası sözleşmesini fesih eden Erceg, Yıldırım Demirören’nin onayını bekliyor.
 
En ufak transferin dahi büyük zorluklarla yapılması ve yönetici-teknik ekip-taraftar üçgeninde yaşanan büyük sıkıntılar, Beşiktaş Erkek Basketbol Takımı’nın nasıl bir sezon geçireceği hakkında fikir vermeye yetiyor.

Eurobasket 2011 Litvanya

2011 Litvanya Eurobasket'e sayılı günler kalmışken, yayıncı kuruluş Ntvspor ise hazırladığı kliplerle bizi havaya sokuyor. Özellikle Dünya Şampiyonası'nda yaptıkları bu tarz klipler beğeni toplayınca, bu sene düzenlenen şampiyona içinde aynı emeği harcamışlar. Şu ana kadar hazırladıkları 3 klibi fazlasıyla beğenmekle beraber, benim açımdan en sevdiğim; Hidayet'in '' Bu bir takım oyunu, ııı ıııı'' ile başlayan klip oldu :)






Erkek Basketbol Sezonu Açtı

Beşiktaş Basketbol Takımı yeni sezona çok fazla sürpriz yaparak başlamadı. Eskiden iyi başlar, sonra krizlerle alt-üst olurduk. Şimdi krizin tam göbeğinde başladık. Beşiktaş Basketbol Takımı, Ocak ayında sponsorun sözleşme yenilemeyeceği belli olduğu halde bir sponsorla anlaşamadı. Ve rakiplerinin sponsor desteği ile birlikte çok iyi kadrolar kurduğu bu senede, şubenin kendi bütçesinin çok üstünde kadro kurdu. Özellikle daha 4 ve 5 numaralara transfer yapılacağı düşünüldüğünde, kadro oluşturmak için harcanan paralarda fazlasıyla Y. Demirören’nin cebine kalacak şube. Hal böyle olunca da, amatör branşların kulüplerin sırtında yük olduğunu düşünen bir kişiye muhtaç şekilde yola çıkılması ne kadar doğru?

Basketbol’da yeni sezon açılırken, yaşanan sıkıntılar sadece sponsor değil elbet. Altyapıdan çıkan oyuncuların bir bir elden kaçması olayın diğer boyutunu oluşturuyor. Ayşe Cora’nın, sırf sözleşmesinin yenilenmesi gerektiğinden haberdar olmayan yöneticiler yüzünden Galatasaray’a kaptırılması ve özellikle kadın basketbolda Türk oyuncu sıkıntısının bu kadar net bir şekilde yaşanırken bu hatanın yapılması kabullenebilecek şeyler değil.

Sırf reklam için Kobe’nin peşinde koşulması, lokavt sonrası kadronun düşünülmemesi, kapıda bekleyen Iverson krizi… Bunlar ise bahsedilmesi gereken diğer konular ama hepsinin tek bir çıkış noktası var.

Bülent Hoca'nın Görevine Son Verildi

Bayan Voleybol Takımı Antrenörü Bülent Karsıoğlu'nun görevine son verildi. Sormak lazım, ne verdiniz ki, ne istiyorsunuz? Bizzat neler çektiğine bire bir şahit olmuşluğumuz var. Sıkıntıları, transferleri, takım herşey zaten yarım yamalaktı. Bu imkanlarda elinden gelenin fazlasını yapıyordu hoca, yaptıda zaten. Avrupa'da bu seneki başarı vs. Bu takım çıtasının çok üstüne çıktı zaten. Düşmemeye oynuyor derseniz, varın gerisini siz düşünün takımın gerçek halini. Doğan Küçükemre gibi voleybol topunu saatli bomba sanan adamlar bu branşı yönettiği sürede kim gelirse gelsin, bu takımın başarısı olmayacak. Mühim olan zihniyet ve bir organizasyon yönetebilmedir. futbolda diğer unsurların arkasına sığınabilirsiniz ama başarısızlık amatör branşlarda apaçık ortada.

Aziz Hoca için ise yolların ayrılacağı konuşuluyor. Eğer öyle bir karar alınırsa isabetli bir seçim olur ama yerine kim getirilecek, kurulacak kadro aynı şekilde vasat mı olacak, parasal sıkıntıları nasıl çözecekler? Bunların hepsi muamma, antrenör değişimi gereklidir ama siz görevini yerinize getiriyorsanız. Yoksa sizin yapmadıklarınızın açıklarını kapasın, birde başarı kazansın istiyorsanız, öyle bir Dünya yok.

Diana Taurasi olayı iddialar

Diana Taurasi hakkında verilen tedbir kararı geri çekildi. Neden, ne için verildiği kararın hala net değil. Fenerbahçe’de bu kararı rezalet olarak web adresinden vermiş. Ortada her türlü bir skandal olduğu kesin. Ancak çeşitli söylentiler mevcut. Fenerbahçe  tarafında olay negatif teste, pozitif sonuç verildi olarak lanse ediliyor. Bir diğer iddia ise Hacettepe’nin doping testi yeterliliğini kaybetmiş. Yani sonuçlar pozitif ancak yeterlilik kaybedilince çıkan kararların geçerliliği de söz konusu olmuyor. Şu an için Ceyhan Belediyesi’nin oyuncusu Coker içinde geçerli. Onunda cezası iptal edilmiş durumda. Orhan Şam’ın cezası için ise bekleme söz konusu. Burada ise Fenerbahçe’nin olayı nasıl yansıttığı ve Tbf’nin nasıl bir skandalın ortasında olduğu ise asıl nokta. Taurasi’nin sözleşmesinin fesh edilmediği ise diğer bir iddia. Zaten Fenerbahçe’nin sözleşme feshinin haberini resmi siteden çok önceleri kaldırdığını biliyorduk.

Buda yapılan resmi açıklama. Olaylar net bir dille açıklanmamış ve sadece kararın geri çekildiği söylenmiş. Sonuçlar belli ama nedenler hala muamma

Edit: Ceyhan Belediyesi, Coker'ın cezası iptal olunca, bugün 16:00'da oynayacağı maçın ertelenmesini istemiş.

Beşiktaş 72-81 F.Ülker

Beşiktaş adına ilklerin yaşandığı Türkiye Kupası'nda, bir ilk daha yaşanıp kupaya uzanılamadı. Emir Preldzic'in insan üstü performansı, yerlilerin sıfıra yakın katkısı kupa önünde ki engeli oluşturdular. Ancak maçın kaybedilmesinden daha çok takımın kısa sürede nereye gelebildiğini görmek önemli bu turnuvada. Çok kısa bir sürede maç sonunu oynayabilen bir takım oluşturuldu. Nitekim Burak Bıyıktay zamanında kaybedilen nice maçlar son dakikalarda gerçekleşti. Özellikle Avrupa arenasına yapılan vedada en önemli unsurdu. Türkiye Kupası'nda ise Efes ve Trabzon maçları kazanıldı ve finale çıkıldı. Takımın dirençi arttı, savunma azda olsa geliştirildi. Bunlar Beşiktaş için turnuva ve geleceğe dair olumlu noktalar. Beşiktaş sene başından beri olumlu işler yapıp devam etseydi, kadro yapısı ve oyun iyi olsaydı, ''Neden kaybedildi?'' sorusuna cevaplar aranabilir veya bu durum sorgulanabilirdi. Ancak bugun konuşulması gereken; takımın kısa sürede hangi seviyeye geldiğidir.

Maça dair ise çok fazla konuşulacak konu yok. Fenerbahçe'nin dış şutlarda diğer maçlara nazaran daha az yüzdeli oynadığı bir maçta, ilk yarı gereken darbeyi indirmek gerekirdi. Ancak yabancı oyuncuların dışında fazla katkı alamama sıkıntısı Beşiktaş'ın maçı kaybetmesine neden oldu. Özellikle Chatman dışında guard sıfatına uygun bir oyuncu olmaması, set kucümlarını sınırlandırdı. Bu durumda Beşiktaş için sezon içinde, bu tip maçlarda sıkıntı yaratmaya devam ediyor. Beşiktaş'ın, finalde kazanabilmesi için savunma ve hücumu en iyi şekilde yapması gerekliydi. Hücumu idare etsede, yapamadığı savunma adeta başına iş açtı. Özellikle ikinci yarı Emir'in yarattığı eşleşme sorununa çözüm gelmeyince, Fenerbahçe'nin ikinci yarı attığı 44 sayının, 30'u Emir'den geldi ve Türkiye Kupası finallerine etkileyici performansla ismini yazdırdı.

Yazının başındada belirtilen gibi bugün kupada neden kaybedildiğinden daha çok takımın hangi seviyeye çıktığı dikkate alınmalıdır.

Finaldeyiz... Beşiktaş 90 - 88 Trabzonspor

Finale bir adım kaldığını söylemiştik. Ancak o bir adım hiçte kolay olmadı. Trabzonspor'un ligin ilk yarısında yendiğimiz takım olmadığını biliyorduk, buna savunmada etkisizliğimizde eklenince maçın büyük bölümünü geride götürmek zorunda kaldık. Maçta Ogilvy ile topu buluştuma çabası içindeydik, başarılıda olduk. Ancak bizim kullandığımız bu silahı, Trabzonspor Micheal Wright ile kullanma çabası içindeydi. Kullandılarda çok rahatlıkla ve 22 sayıyla maçın en skoreri Wright oldu. İkinci periyottun başında ön alan savunması yapmaya çalışsakta, çok fazla sürmedi ve normal düzeyde savunma devam etti. Bu bölümde Serkan Erdoğan Beşiktaş, Hadi ise Trabzonspor için ekstra işler yaptı. 3.Periyotun başında savunmada tekrar tempolu başladı Beşiktaş ve tekrar kısa sürdü. Savunmaların yine alt seviyede olduğu bu periyotta karşılıklı basketler bulunuldu. Chatman, Kemp ve Ogilvy bu periyotta Beşiktaş için skor üreten isimlerdi. Son periyotta ise iki kere 4 sayı geriye düşsede Beşiktaş Serkan ve Kemp ile geri döndü ve maçı kaybederken, geri dönüp kazanmayı bildi.

Artık Beşiktaş finalde, hemde çok uzun bir süre sonra. Maçı kazandıran isimler Kemp ve Serkan Erdoğan gözükse de, maçın bu denli sıkışmasının sebebi de bu iki isim. Ön alanı çok iyi savunamayan iki Trabzonspor'da guard oynayan herkesi kaçırdılar. Mustafa Abi'de girdiği bölümlerde verimli olamayınca savunma adeta dibe indi. Final maçında aynı şeyler yaşanmayabilir, Efes savunma, Trabzonspor maçı hücum ile kazanıldı. Finalde ise her ikisine birden ihtiyaç var. Özellikle Serhat ve Mustafa Abi'nin göstericeği katkı çok önemli olacak. Finaller Beşiktaş için ilkler olarak ileliyor. Uzun süre sonra ilk maçtan galip ayrıldıktan sonra, şimdide çok uzun bir süre sonra finale ismini yazdırdı. Kupa olur mu? Çok zor ama imkansız değil, doğruların yapıldığı bir oyunda neden kazanılmasın?

Finale Bir Adım

Beşiktaş için yıllardan beri süren bir şansızlığı daha kırma şansı bugün karşısına çıkıyor. Efes Pilsen’i yenerek uzun yıllardan beri Türkiye Kupası’nda ilk maçlarda elenme geleneğine son veren Beşiktaş, 30 yıl sonra Türkiye Kupası’nda final mücadelesi vermek için Trabzonspor ile karşılaşacak. Ligde ilk maçta Trabzonspor’u mağlup etmesi bu maç için bir referans olabilir ama şu anki Trabzonspor, ilk maçta ki haline oranla daha toparlamış halde ve Beşiktaş’a oranla daha kolay bir rakip ile oynayıp yarı finalde yer alma hakkı kazandı. Beşiktaş için maçta belirleyici nokta rotasyona giren oyuncuların, oyuna vereceği katkı olacak. Özellikle Chatman’nın yer almadığı zamanlarda, setlerin oynanabilmesi çok önemli. Beşiktaş bu maçtan galip ayrılırsa Galatasaray- Fenerbahçe maçının galibi ile karşılaşacak. Alacağı bir galibiyet ile finale adını yazdırabilirse, bu bakımdan da avantajlı olarak sahada yer alacaklar. Çünkü diğer taraftan gelen rakipler, ilk turda Banvit ve Olin Edirne gibi zorlu maçları geçtiler, özelikle Fenerbahçe, Banvit karşısında yoruldu ve şimdi Galatasaray gibi bir diğer zorlu takımla karşılaşacaklar. Bu bakımdan finale adını yazdırdığında Beşiktaş’ın avantajı söz konusu olacak.

Basketbol Şubesi Twitter'da

Tamda Social Media Week'te, kulüplerin sosyal ağları, özellikle twitter'ı nasıl kullandığı sorgulandıktan sonra kulüpten yapılan açıklama ile artık basketbol şubesini Twitter üzerinden takip edebileceğimiz haberi geldi. Asıl merak konusu, Beşiktaş'ı takip eden çok kişi olacaktır ama kimler takip etse nasıl olur. Mesela Ergin Ataman'nın yazdığı retweet edilse yada oyuncu cezaalrı yada primleri ordan açıklansa hayli ilginç olabilir

Basketbol Şubesi Twitter Adresi:
http://twitter.com/bjk_basketbol

Bu sefer devam eden tarafız

Yıllardan beri Türkiye Kupası'nda ilk maçta kupaya veda etme geleneğimizi zorda olsa bozduk. Aslında alttan alttan herkes bu duruma inanıyordu. Hem dar kadroyla Efes Pilsen'i ligde elimizde kaçırmamız, hem Ergin Ataman'nın etkisinin takım üzerinde görülmeye başlaması Efes Pilsen engelini öyle yada böyle geçebileceğimizin göstergesiydi. Nitekimde öyle oldu ama takımdan daha önce hiç görmediğimiz şeylerle oldu. İlk başta skordanda anlaşılacağı gibi, savunma direnci maçın kazanılmasının en önemli unsuru. Özellikle Rakoçevic'in iyi başladığı anlardan sonra üzerinde kurulan baskı, Perasovic'in Ender Arslan'ı sezon boyunca bir kenara bırakmasının bedelleriyle beraber etkisini gösterdi ve Efes, maç boyunca 19 top kayıbı yaptı. Savunmada gösterdiğimiz bu dirence A.J Ogilvy'nin gösterdiği performans eklenince galibiyeti elde eden takım olduk.

Şimdi sırada ki engel; MP Trabzonspor. Küçümsenmeyecek bir rakip. Özellikle belirli yanlışlardan dönüldükten sonra ciddiye alınması gereken bir rakip durumunda. Ancak normal şartlar içerisinde Trabzonspor'u geçerek finale ismimizi yazdırmamız gerek. Olası final durumunda, rakip kim olursa olsun yorgun bir şekilde karşımıza çıkacak. Olin Edirne, Banvit, F.Ülker, Galatasaray arasında yapılan maçlarda F.Ülker biraz daha önde.

Bir Garip Transfer

Guard arayışlarından sonra Lafayette’da karar kılan teknik ekip, sağlık sorunları nedeniyle Lafayette’dan vazgeçti. Yerine ise apar topar Marcelus Kemp ile anlaşıldı. Chatman’ı yedekleyecek, 1 numara pozisyonunda oynayan oyuncu ihtiyacı olduğundan bahsedilip, 2 ve zaman zaman 3 numara oynayabilen Kemp’in alınması hayli ilginç. Chatman’nın rotasyonunda yer alacak oyuncunun getirileri farklı olacaktı, Kemp’in getireceği artılar farklı olacak. Lafayette tarzında bir oyuncunun olması, rotasyonda Chatman’ı çok rahatlatacak, takımın hücum tarzının bütün maç boyunca sürdürülebilmesini sağlayacaktı. Kemp ise atletik özellikleri olan, şutu fazla iyi değil, asisti çok fazla olmayan bir oyuncu. Yani içeri penetreleri ile potaya gidip sayı bulabilen, savunmada direnç arttırabilecek birisi. Savunma bakımından ve penetre özelliği ile hem savunurken, hem de hücum ederken setin uygulanamayacağı anlarda katkısı olacaktır. Benetton’dan, disiplin sorunları ile ayrılması, Ergin Ataman’nın bu oyuncular ile olan diyalogu, oyun yapısından daha büyük soru işaretleri.İlginç bir transfer hikayesi ile takıma katılan Kemp’in, asıl durumunu Türkiye Kupası maçlarında görücez. O zamandan sonra kafamızda her şey daha biraz netleşir.